ORMANCI.NET Perşembe, 28 Ağustos 2008
Ana Sayfa arrow Makaleler arrow Orman Zararlıları arrow Çam Keseböceği Krizalitinin Toprakta Kalma Müddeti
Ana Sayfa
Haberler
Makaleler
Dosyalar
Videolar
Resim Galerisi
İletişim
Arama
Yararlı Linkler
Blog
Forum
Site haritası
Çam Keseböceği Krizalitinin Toprakta Kalma Müddeti PDF Yazdır E-Posta
Yazan Hakan RAGIBOĞLU   
Cuma, 09 Kasım 2007
( Yazan Ömer BESCELİ – 1965 Ormancılık Araştırma Enstitüsü Yayınları Teknik Bülten No: 15)

ÇAM KESEBÖCEĞİ (THAUMETOPOEA PITYOCAMPA SCHİFF.) BİYOLOJİSİ HAKKINDA KISA GENEL BİLGİ

Yer yer tespitler göstermiştir ki her zararlarının biyolojisine iklim faktörü muayyen nispette tesir etmektedir. Gelişim zamanlarım kısa da olsa iklimin tesiri altında değiştirir. Bu hal değişik iklim mıntıkalarında bariz olduğu gibi, aynı yerde dahi iklimin bir evvelki seneye nazaran farklı oluşu yani, o sene kışın uzun veya kısa sürmesi taktirinde de uç­mayı geciktirir veya erkene alır. Bu durumun da mücadele bakımından önemi vardır. Çam keseböceğinin Türkiye’de yayılış sahası bahsinde belirtilen yer­ler bu böceğin muhtelif iklim mıntıkaları içinde bulunduğunu açık olarak göstermektedir. Bu yüzden bu zararlarının yumurta, tırtıl, krizalit ve kelebek safhalarına ait zaman bakımından olan seyrinin değişik olması tabiidir.Gerek kısa biyolojisini tebarüz ettirmek, gerek yukarıdaki hususu belirtmek maksadıyla muhtelif yetkililerce yapılmış tespitler aşağıda açıklanmıştır.

«Çam keseböceğinin uçma zamanı İstanbul adalarında (Csa iklimi), Büyükdere ile Beykoz’da (Csa ve Cfa iklimleri arasında geçiş iklimi) Temmuz ve Ağustos aylarına rastlar. Genç tırtılcıklar Eylül ve Ekim aylarında yumurtadan çıkarlar. Yeni yuvalar Kasım ayının sonunda meydana gelir ve bariz olarak görülürler. Kışlamadan sonra Mart so­nunda normal büyüklüğünü kazanan tırtıllar Mart nihayetinde yahut Nisan başlangıcında krizalitleşmek için toprağa girerler. Ayancık bölge­sinde (Cfa iklimi) tırtıllar ancak Mayıs başlangıcında yuvaları terkettiler. Toprak içindeki krizalitleşme Bucak bölgesinde 1939 yılında Nisan bidayetinde başlamış bulunuyordu. Krizalitleşme Kızıldağ’daki Sedir böl­gesinin yüksek mevkilerinde (Isparta ili) Mayısda vaki oldu.» (Schi-mitschek, 1953)

«Fakülte bahçesindeki çamlardan 20 Nisanda alarak Laboratuara getirdiğim keselerdeki tırtıllar 28 Nisan ile 3.5.1940 arasında krizalitleş-tiler ve 27 - 31.7.1940 arasında kâhil oldular. Büyükada’dan Laboratuara getirilen tırtıllar Nisan bidayetinde krizalit, Haziran sonunda kahil ha­line geçtiler» (Acatay, 1943).

«Tırtılcıklar Ağustosun son günlerinde ve bilhassa Eylül başlangıcında çıkarlar. Bu tespit Denizli civarında Çamlık denilen takriben 450 metre rakımlı bir mahaldeki Kızılcam meşceresinde 1946 yılında yapılan müşahedeye de uymaktadır. Keza Dursunbey Orman İşletme binası ci­varında bulunan bir Karaçam üzerinde 1941 yılında tesadüf etmiş oldu­ğum iki yumurta koçanından tırtılcıklar 1 — 3 Eylülde çıktılar. Normal büyüklüğüne ulaşan tırtıllar Nisan sonunda veya Mayıs baş­larında toprağa girerek bir koza örer içerisinde krizalit hale geçerler. «Çam keseböceği genel olarak Temmuz sonunda ergin haline geçer» (Acatay, 1953).

«Thaumetopoea pityocampa tırtılları Ağustos ortasından Eylül ba­şına kadar yumurtadan çıkar» (Erdem, 1949).

«Yurdumuz ormanlarında Temmuz ve Ağustos aylarında uçar. Ağus­tos sonu ve Eylül başlangıcında yumurtadan çıkar. Nisan sonunda veya Mayıs başlangıcında olgun hale gelen tırtıllar toprağa girerek bir koza içerisinde krizalit haline geçerler» (Çahakçıöğlu, 1956).

«Yumurtalar Eylül ve Teşrinievvelde çatlar. Tırtıllar kışı geçirdik­ten sonra Mayıs nihayetinde kemale gelerek yuvalarını terk ve toprağa inerler» (Berker, 1936).

Başka bir araştırma konumuz dolayısıyla yaptığımız tespitte Antal­ya Düzlerçamı Ormanında da 1960 senesi Kasım ayı başında keseler ağaçlarda zor görülecek halde ve ancak 2 — 3 cm büyüklüğünde idiler. Bu keseler içindeki tırtılların vasati boyu 0.5 cm idi. Keza 1961 yılı Nisan ayının 16 sında tırtıllar halen keselerde idi. 27.3.1962 de de tırtıllar ke­selerde bulunuyordu. Beşinci kısımda özet' olarak verdiğimiz cetvelde de görülüyor ki 1962 yılında Bük Ormanında, toprağa krizalitleşmek üzere girmesinin hitam buluşu 11 Mayıs ve uçma başlangıcı da 17 Temmuz'dur.

«Çam keseböcekleri kışı yuvada istirahat halinde geçirirler. Tırtılla­rın kış istirahatı mutlak olmayıp hava hallerine tabidir.» (Acatay, 1953).

Tırtılların gündüzü yuvada geçirmeleri umumiyetle normal ise de bazı hallerde gençken yer ve yuva değiştirirken bir kısmının ağaç üzerin­de dolaştıklarına rastlamış bulunuyorum. Toprağa girme zamanlarında da gündüzleri ağaç üzerinde ve yerde dolaştıkları görülmektedir

ÇAM KESEBÖCEĞİNİN ARIZ OLDUĞU AĞAÇ TÜRLERİ

Çam keseböceğinin fazlasıyla arız olduğu ağaç türü Kızılcam ( P. brutia) dır. Bundan başka Türkiyede aşağıdaki ağaç türlerinde edilmiştir :

«Pinus nigra, Pinus silvestris, Pinus maritima, Pinus halepensis, pinus pinea, Ceârus libani» (Schimitschek 1953).

«Çam keseböceği tırtılları gıdasız kaldıkları takdirde başka türlerine de giderler. Meselâ Büyükada'da Lunapark civarında çamlarda yiyecek ibre bulamayan tırtıllar etraftaki Juniperus oxycedrus'lara giderek bunları kısmen çıplak hale getirmişler ve aynı zamanda dal ve sürgünleri ağlarıyla örmüşlerdir» (Acatay 1953).

«Aç kalan tırtılların önemli bir kısmı da Konukçu ağacı ve ya terkederek çamların civarında bulunan maki elemanlarına yani europea, Cistus monspeliensis, Cistus albidus, PMTlyrea media, Aı unedo'lara. geçmişler ve münferit bir halde bunların yaprakları üstünde büyüklü küçüklü kertikler açmak suretiyle kısa bir müddet tahrapte bulunduktan sonra ölmüşlerdir» (Acatay 1953).

Şüphesiz çam türlerinden başka diğer türlere arız oluşu enderen aç kalmadıkça geçmemektedir

ÇAM KESEBÖCEĞİ (THAUMETOPOEA PİTYOCAMPA SCHİFF.) KRİZALİTİNİN TOPRAKTA KALMA MÜDDETİ

A. Deneme mahalli : Deneme, Bük Araştırma Ormanında yapılmıştır.

1. Coğrafi mevkii : Güney Anadolu Ormancılık Araştırma İstasyonuna bağlı Bük Araş­tırma Ormanı, Antalya Vilayeti Korkuteli Kazası hudutları dahilinde bu­lunmaktadır. Orman Antalya’dan 35 kilometre mesafededir. Kuzey 37°01; güney 36°57 ve doğu 1°30; batı 1°26' enlem ve boylamları arasındadır,

2. Bakımı : Ormanın deniz seviyesinden asgari yüksekliği 330 metre ve azami yüksekliği 1152 metredir.

3. İkilimi : Bük Araştırma Ormanı Akdeniz iklimi mıntıkası içindedir. Denizden takribi ufki uzaklığı 20.4 kilometre kadardır. «H. Meyer'in iklim zonlarma göre Bük mıntıkası lauretum zonu içe­risinde bulunmaktadır. Koppen'in taksimatına göre de buranın iklimi Csh olarak ifade edilmektedir» (Soykan 1964).

4. Ormanın ağaç türleri ve meşcere durumu

«Ormanın asli ağaç türü Pinus brutia Tenore (Kızılcam) dır, ve 100 ünü teşkil eder. Bazı meşe nevileri nadiren karışıklığa işitrak etm te olup hiç bir tarafta grup veya küme şeklinde görülmemektedir» (S' kan 1964).

B. Denemenin gayesi : Türkiye şartları altında Çam keseböceğinin generasyonunda ki (böceğin, bırakılan yumurtadan başlayarak eşeysel olgun hale gelip bizzat yumurta bırakabilmesine kadar geçen safha' (') bir intizam var mıdır ve böceğin bütün fertlerine şamil bir senelik generasyona malikti dememiz mümkün müdür? çam keseböceğinin istilâsına uğramış bir ormanda mücadeleye rağmen sanki hiç mücadele yapılmamış gibi ertesi sene haşerenin tekrar görülmesinin sebebi nedir?

İşte bu suallerin cevabını memleket şartlarına göre aydınlatmak v tatbikatta mücadele bakımından nazarı dikkate alınacak hususları orta ya koymak denemenin gayesini teşkil etmektedir.

C. Denemenin vaz şekli : 100 x 100 x 120 cm ebadında üç adet kafes yaptırılıp dört yanı ve üstü pencere teliyle gergin olarak kapatılmıştır. Açık olan tabanı yere gelmek suretiyle kafesin dibden 20 cm lik kısmı toprak içinde kalacak şe­kilde yere oturtulmuştur. Her bir kafesin içinde boyu kafesin boyuna eşit tabii yetişmiş sıhhatli birer de kızılcam fidanı vardır. İç kısımlardaki ça­lışma kafeslerdeki kapılar vasıtasıyla sağlanmıştır. Kafesler numara­landırılarak bölge merkezi muhitine konulmuştur.

1 Nolu kafes kuzeye bakan yamaçta, koyu gölgede,

2 nolu kafes düzlükte ve yarı gölgede,

3 nolu kafeste güney doğu mailede ve bütün gün güneş alacak yerde yerleştirilmiştir.

Kafeslerin iç kısımlarında kalan toprak, tırtılların toprak içerisine girmesini kolaylaştırmak maksadıyla gevşetilmiştir.

Kafeslerin hemen muhitinden toplanan büyükçe keselerden çıkartı­larak her bir kafes içine toprak yüzüne 300 er adet tırtıl bırakılmıştır.

Kafesler tecrübe sonuna kadar yerlerinde muhafaza edildiği gibi, ka­feste ve telde bir açık yer olmasına da meydan verilmemiş, kilit altında muhafaza edilmiştir.

Bidayette konan tırtıllardan toprak yüzünde fazla miktarda ölenin yerine vakit kaybetmeden hariçten yenileri konularak tamamlanmış ol­makla beraber, dışardan ikmal mümkün olmadığı halde de tırtıllardan toprağa girmeden ölenler her kafesteki miktardan düşülerek mahsus def­terine kaydedilmiştir.

D. Denemenin başlangıcı

Denemeye 28.3.1962 tarihinde başlanmıştır. Bu tarihte tırtıllar iyi olgunlaşmış ve artık o muhitte toprağa girme yaklaşmış bulunuyordu. Civardan kese toplanıp açılarak yukarıda anlatıldığı şekilde birer bir sayılıp kafes içerisinde toprak yüzüne bırakılmıştır.

Bırakılan bu tırtıllar toprağa girinceye kadar kâh yerde ve kafes kısımları üzerinde, kâh fidan üzerinde dağınık, bazen toplu halde, bazen de katar vaziyetinde dolaşmış ve biraz ibreleri yemişler, biraz da kese yapar gibi olarak 1 Nolu kafeste 15.4.1962 tarihinde toprağa girmeye başlamış, gün ve gün dışarıda kalanın miktarı azalarak nihayet 11.5.1962 tarihinde toprağa girmenin sonu alınmış ve tamamı girmiştir. 2 Nolu kafeste 25.4.1962 de toprağa girme başlamış ve 4.5.1962 de toprağa girme tamamlanmıştır. 3 Nolu kafeste ise 10.4.1962 tarihinde toprağa girme başlamış 6.5.1962 tarihinde sonu alınmıştır.

E. Denemin devam müddeti

Denemenin seyri 7.9.1963 tarihine kadar takip edilmiş, kafesler kontrol ve müşahede altında bulundurulmuştur.

19.6.1962 tarihinde 1 Nolu kafeste toprak üzerinde mevzii bir kışı yer eşelenerek bulunan krizalitin toprak yüzüne olan mesafesi ölçülmüş 11 cm olarak bulunmuştur. Aynı işlem 2 Nolu kafeste yapılmış, bulunan krizalitin toprak yüzüne olan mesafesi 9,5 cm, 3 Nolu kafeste ise bu 7 cm olarak bulunmuştur.

Toprağa girme tarihlerini takip eden birinci uçma zamanındaki durum şu merkezdedir :

1 Nolu kafeste 17.7.1962 tarihinde sabahleyin yapılan kontrolde adet ergin (kelebek) görüldü. Bu kelebekler 20.7.1962 tarihinde öldüler 21.7.1962 de bir adet daha kelebek kafes içinde uçuyordu. Ertesi gün buda öldü.

2 Nolu kafeste 22.7.1962 de 2 adet kelebek görüldü. Akşamlayın öldüler. 27.8.1962 sabahı 1 adet kelebek daha görüldü.

3 Nolu kafeste 21.7.1962 de sabahleyin bir adet sağ kelebek görüldü ve 22.7.1962 de öldü.

Bu çıkan erginler hiç bir kafeste yumurta bırakmadılar ve daha sonra da artık kelebek çıkmadı.

Bu birinci peryodu kafeslere göre tekrar gözükmeyecek şekilde top­rağa giriş tarihi ve birinci uçma başlangıcı olarak aşağıdaki şekilde özet­leyebiliriz :

1 11.5.1962 17.7.1962

2 3.5.1962 22.7.1962

3 5.5.1962 21.7.1962

Bu durum, hayat safhasında normal bilinen devresi idi. Denememi­zin gayesine ulaşabilmesi için bir yıl daha beklemek zaruri idi. Nitekim tabiatta müteakip uçma zamanı içinde kafesler dikkatle kontrol altında bulunduruldu.

Normal uçma zamanı gecikiyor, fakat kafeslerde bir şey gözükmüyordu. 6.9.1963 tarihinde durum değişti.

1 Nolu kafeste yerde bir şey görülmemiş olması dolayısıyla toprağı didikleyip krizalit durumu tetkik edildiğinde 2 adet krizalit kozasının par­çalanarak içinden lüzuci bir mayi aktığı, böylece bunların ölü olduğu görüldü. Yalnız iki adet sağlam koza bulunarak laboratuara getirildi (Şekil 4). Bu kafesteki fidan tetkik edildiğinde yeni bırakılmış olduğu görülen ve fakat tamamlanmamış bir yumurta koçanına rast gelindi (Şekil 5). Fakat bu yumurtayı bırakan kelebek o gün göze çarpmadığı halde ertesi günkü tetkikimizde kafesin tel ile çıtası arasına sıkışmış ve ölmüş olduğu görüldü. Kelebekler bütün uzuvlarıyla şeklini muhafaza ediyordu.

Yumurta koçanının uzunluğu 7 mm olarak ölçüldü. Yumurtaların üstünü örten pullar henüz pek taze idi. Bu koçan, tırtılların çıkma duru­munu tetkik için laboratuara getirildi.

2 Nolu kafeste yerde, kafes kazıkları köşelerinde ve tel ile çıta ara­sında ikisi sağ dördü ölü 6 adet kelebek görüldü.

3 Nolu kafeste ise hiç bir şey görülemedi.

7.9.1963 tarihinde 2 No. lu kafeste çırpınan 1 adet yeni çıkmış kele­bek görüldü, fakat buda öğle sıcağından sonra (ki tamamen açıkta gü­neşte duruyordu) saat 16 ya doğru Öldü (Şekil 6).

Tabiatta iki uçma zamanını içine alacak bir müddet zarfında dene­menin takibi göstermiştir ki, krizalitin bir kısmı Türkiye şartları etkisi altında da toprak içinde yıllayabilmekte, ilk uçuş zamanını atlayarak er­tesi sene uçmaktadır. Hatta muhtemelen daha sonraki senelerde de uça­bilmektedir. (Çünkü laboratuara getirdiğimiz krizalit kozları Ocak 1963 e kadar hiç bir değişiklik göstermemiş, olduğu gibi kalmıştır).

Toprakta yıllayan krizalitlerden çıkan kelebeklerin uçma zamanında bir gecikme olduğu görülmüştür. 2 Nolu kafeste henüz yeni çıkmış çırpın­makta olduğunu gördüğümüz kelebeğin uçma tarihi olan Eylülün ilk haf­tası, biyolojisi bahsinde ve denemenin devam müddetinde zikredilen za­mana uymamaktadır. Bu hal toprakta bir sene daha kalmaktan mütevel­lit midir, yoksa o senenin ikliminin tesiri midir? Ancak, denemenin tekrarlanmasıyla meydana çıkacaktır.

6. Denemeden çıkartılan sonuçlar

Krizalitlerin bir kısmının toprakta yıllanması, ilk uçuş zamanını at­layarak ertesi sene uçması durumu, tatbikatta bu haşere ile yapılan mü­cadelede hayat safhasındaki bu halin göz önünde bulundurulmasını lü­zumlu kılmaktadır. Bütün ihtimamlara rağmen (Hariçten gelebilme ih­timalide yok edilecek şekilde) bir yerde yapılan mücadeleden sonra, o yerde haşerenin tekrar görülmesi ve tahribatının yine devam etmesi hali tabii karşılanmalı ve savaş programını ona göre yapmalıdır. Bu cihet na­zarı itibare alınmayıp veya ihmal edilerek o yerle ilgi kesilirse birinci mü­cadelede yapılan masraf, emek ve zaman da heder edilmiş olur.

V. ÖZET

Çam keseböceği (Thaumetopoea pityocampa Schiff.) krizalitinin top­rakta kalma müddetinin araştırılması maksadıyla Güney Anadolu Or­mancılık Araştırma İstasyonuna bağlı Bük Araştırma Ormanında bir de­neme vaz edilmiştir.

Bük Ormanı Akdeniz iklimine dahil olup deniz kenarında bulunan Antalyaya'35 Km. uzaklıktadır. Rakımı 330 metre ile 1152 m arasında değişen bu ormanı teşkil eden ağaç Kızılcam Pinus brutia Ten.) dır.

Denemeye 28.3.1962 tarihinde başlanmıştır. Muhtelif lokallere kon­muş olan ve içlerinde birer fidan bulunan 3 kafese 300 er adet tırtıl kon­muştur. Tırtıllar 3 ila 11.5.1962 günleri zarfında toprağa girmişlerdir. Bunlardan bir kısmı 17. ilâ 22.7.1962 tarihleri arasında ergin olarak çıkmıştır. Bir kısmının da gelecek yıl ergin olup olmayacağı hususu takip edilmiştir. Nitekim tırtıllardan bir kısmında 6 ve 7 Eylül 1963 günle­rinde ergin bale geldiği görülmüştür. Bu suretle Türkiye’nin Akdeniz sa­hil mıntıkası iklim şartları altında da krizalit haline geçen tırtılların ta­mamının ilk uçma periyodu içinde ergin hale gelmedikleri, bir kısmının birinci devreyi atlayıp müteakip uçma zamanına kadar krizalit halinde toprakta kaldıkları tespit edilmiş bulunmaktadır. Bu müddetin daha da uzaması kuvvetle muhtemeldir.

Bu halin mezkûr böcek ile yapılacak mücadelede önemi olup bu hu­susiyet göz önünde bulundurularak savaş programının buna göre hazır­lanması lazım gelmektedir.

LİTERATÜR :

ACATAY, ABDULGAFUR. 1943. İstanbul çevresi ve bilhassa Belgrat ormanlarındaki zararlı orman böcekleri, mücadeleleri ve işletme üze­rine tesirleri. Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü Yayınları. Ankara 163 s.

ACATAY. ABDULGAFUR. 1953. Çam keseböceği (Thaumetopoea pityocampa Schiff. Thaumetopoea wilkm$oni Tams.) hakkında araştırmalar ve adalardaki mücadelesi. İstanbul Üniversitesi Orman Fa­kültesi. İstanbul. 47 s.

BERKER, AHMET. 1936. Orman koruma bilgisi. Ziraat Vekâleti Orman Mektebi. İstanbul. 377 s.

ÇANAKÇIOĞLU, HASAN. 1956. Bursa ormanlarında entemolojik araştırmalar. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi. İstanbul. 40 s.

ERDEM, REFİK. 1949. Türkiyedeki çam keseböceği mücadelesine esas teşkil etmek üzere temas zehirlerinin (Thaumetopoea pinivora) tırtılları üzerindeki tesirine ait araştırmalar. Tarım Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü. İstanbul. 58 s.

SCHÎMİTSCHEK, ERW1N. 1953. Türkiye orman böcekleri ve muhiti. (Türkçe tercümesi : Prof. Dr. Abdulgafur Acatay). İstanbul Üni­versitesi Orman Fakültesi, İstanbul. 471 s.

SOYKAN, BURHAN. 1964. Ormancılık Araşıırma Enstitüsü Bük Araş­tırma Ormanı Serisi Orman Amenajman Plânı 1961 - 1970. Orm. Ar. Enst. Teknik Bülten 14, 155 s.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Kasım 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Forumdan
xx Sıralamalar yayınlansın p... xx Facebooktaki Orman mühend... xx 2008 yılı muhafaza memuru... xx Memura Ağustosta 50 YTL z... xx ORMAN MUHAFAZA MEMURLARIN... xx KASTAMONU ORMAN FAKÜLTESİ... xx Unvan değişikliği ile ilg... xx MERHABA YENİ ÜYE OLDUM xx 2008 yılı orman mühendisi... xx MESLEKİ DENEYİM ÇALIŞMASI...
İrtibat Tel:
(505)8572533
 
ORMANCI.NET @ 2007