ORMANCI.NET Pazartesi, 13 Ekim 2008
Ana Sayfa arrow Blog
Ana Sayfa
Haberler
Makaleler
Dosyalar
Resim Galerisi
İletişim
Arama
Yararlı Linkler
Blog
Forum
Site haritası
Videolar
A blog of all sections with no images
KARADENİZ BÖLGESİNDEKİ SULARIMIZ VE SULARIN YÖNETİMİ PDF Yazdır E-Posta
Yazan A. Cemal ÇAKIR   
Pazar, 11 Kasım 2007

21.yy da geçde olsa ülkemizde de suların akılcı kullanımı ve su kaynaklarının devamlılığı hususlarında yazılmaya vede  konuşulmaya başlanılmış olması iyi bir gelişme olarak kabul edilmelidir.sularla ilgili bilim dallarında hizmet veren değerli akademik kadromuzun suların kullanımı yönetimi ve organizasyonu ile ilgili bilimsel çalışmaları bizlere ışık tutacak sağlıklı kararalar almamıza yardımcı olacaktır.

Su kapasitemiz nedir? Sularla ilgili fakültelerimiz hangileridir? Suları yöneten devlet kurumlarımız hangileridir yetkileri nelerdir? Vs vs konularda bilgi sahibi olmak için ilk aşamada GOOGLE’ a girerek araştırmaya başladım. Tam istediklerimi bulduğum söylenemezse de bugüne değin yapılan çalışmalarda emek verenlerin ülkemize önemli bir hizmet verdiğini görmek mümkündür. Onların hizmetlerini Türk halkı asla unutmayacaktır.

Araştırmalarım sonucu İlk gördüğüm Su ürünleri fakülteleriyle ile devlet su işleri genel müdürlüğünün yaptığı çalışmalardı. Su ürünleri fakültelerimizde avlama yetiştiricilik işleme ve su ürünleri hastalıklarıyla ilgili ana konularda eğitim verilmektedir. bu fakültelerden mezun olanlarında su ürünleri mühendisi  olmaktadırlar Bu konuda ikinci önemli kamu kuruluşumuz ise devlet su işleri genel müdürlüğü olup su dağıtımı ve hidroenerji konularında özetle su kaynaklarının planlaması yönetimi geliştirilmesi ve işletilmesinden sorumludur.bu  bir an içimi rahatlattı ve 1954 yılında DSİ nin kurulmasını gerçekleştirerek sularımızın planlı işletilmesi hususunda ilk adımı atan o dönemlerdeki teknik ve idari kadroyu saygı ile yad ediyorum..Allah onlardan razı olsun.

Sularımızın yönetimi ve geliştirilmesi hususlarında yazarken su kirliliğinin artması, su kalitesinin azalması ve su kaybının önlenmesi yönünde atılacak adımlar kamuoyuyla paylaşılarak halkımızın bilinçlendirilmesi içim azami gayret gösterilmelidir.

Sularımızı bilimsel yanını değerli su bilimcilerimiz araştırmakta olup ben daha çok yaşamsal alanda yaşananların sular üzerindeki olumsuz etkilerine değinmek istiyorum..Karadeniz coğrafyasında suların büyük bir kısmı kültür Balıkçılığı ve içme suyu amaçlı kısmende sulama amaçlı kullanılmaktadır.Karadeniz bölgesi en fazla yağış alan ve iklim olarak da çok sıcak ve kurak olmadığından buharlaşma ile su kaybının da en az olduğu şanslı bölgelerimizden birisidir.

Henüz Bakir olan Karadeniz Coğrafyasında suların kontrolü, sürdürülebilirliği, kalitesi ve korunması hususlarında görev ve sorumluluklar açısından DSİ Genel Müdürlüğünün yetkileri artırılmalıdır. Bir işin sahibi ve sorumlusu tek olmazsa yetki kargaşası çıkar ve kimse sorumluluk üstlenmez.

Çok detaylandırmak, çok yazarak anlatmak uygulamaları geniş alanda yapmaya çalışmak işin özünün kaybolmasına sebep olabilir. Derinliği olan uzun vadeli araştırmaya ve incelemeye dayalı pozitif sonuç almak için araştırma Müdürlüklerimiz, Enstitülerimiz ve Üniversitelerimizdeki ilgili bilim dallarında çalışmalara devam edilmelidir. Deneyimler, birikimler gözlem ve uygulama sonuçlarına ait projeler zaman kaybetmeden hayata geçirilmelidir.

Doğası tahrip olmamış henüz yeni yeni kirlenmeye başlamış olan Karadeniz Bölgesini pilot bölge seçerek su kaynaklarının iyi yönetilmesi için uzman ve birikimli ekiplerin süratle iş başına gelmesi gerekmektedir. Su kaynaklarının devamlılığını sağlamak kalitesini korumak, kirlenmesini önlemek öncelikle sulama amaçlı ve içme amaçlı kullanımını belirleyerek bütün bunları takip edecek sorumlu, yetkili kurum gecikmeden iş başına gelmelidir.

Hataların ve suçların ortada kalmaması, kurumların birbirine topu atmamamsı için mutlak suretle yetki ve sorumluluk tek elde toplanmalıdır,bu konuda da Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü otorite olarak kabul edilmelidir.Sularla ilgili her türlü izin ve ceza yetkisi Dsi’de olmalıdır.Dsi’nin de koyacağı ilkeler ve uygulama projelerinin bir ayağı mutlaka halk olmalıdır.Suların kirlenmesi neticesi doğacak felaketler konusunda halkımızı bilgilendirip,desteklerini gönüllü olarak almak zorundayız.

Kirleticiler ne olursa olsun alandan derhal uzaklaştırılmalıdır. Su yoksa insanlıkta yok olacaktır. Sınır aşan sulardaki kirliliğin ortadan kaldırılması için sadece Türkiye’nin gayreti yetmez.Bu konuda komşu ülkelerin ortak hareket etmeleri mecburidir.Dolayısıyla sınır aşan suların yönetimi ve konuları ayrı bir ölçekte uluslar arası anlaşmalar çerçevesinde değerlendirilmelidir.bununla ilgili uluslararası örgütlenme ve  çalışmalar sürdürülmektedir.

Biz ülkemizde doğan ve sınırlarımız içinde yok olan sularımızı yönetmek yani kirletmeden, kalitesini düşürmeden devamlılığını sağlayarak sularımızı korumak zorundayız. Bu mücadele zor mücadeledir. Açık alandaki korumasız varlıkları çevrenin zararlı etkilerinden korumak için sadece yasa çıkarmak yetmez, yasalarla birlikte halkın desteğini ve katılımını da sağlayarak başarıya ulaşmamız mümkün olacaktır.

Kirlilikle mücadelenin ekonomik boyutunu da görmezden gelemeyiz. Doğayı korumak isterken kirlilik yaratacak diye Turizm yatırımlarından kaçarsak Karadeniz Bölgesinin zayıf olan ekonomisine darbe vurmuş oluruz. Son yıllarda Bölgemizde gelişmekte olan Kış Turizmi ve yayla turizminin alt yapısını oluştururken çevre ile uyumlu ekosistemi bozmayan su kaynaklarını kirletmeyen ve azaltmayan sistemle ortak yaşam arayışlarını sürdürmeliyiz.

Karadeniz Bölgesinde özellikle su kapasitesi ve kalitesi yüksek su kaynaklarının ve akarsu yataklarının devamı olan alanlarda ekosisteme zarar verecek kirleticilerin barınmasına, tesislerin kurulmasına asla izin verilmemelidir. Doğaya uygun tesisler ise su kaynaklarına uzak yerlerde planlanmakla birlikte bu tesislerin atıklarının yüksek maliyete sebep olacağına bakılmaksızın atıklarının çevresel zararlarını yok edecek sistemler kurulmalıdır.

Sular doğanın öylesine derinliği olan bir öğesi ki sayfalarca yazmakla ve günlerce konuşmakla anlatılması mümkün değildir. O nedenle kısa yazarak ifade etmek istedim ama yinede yazım uzadı kusura bakmayın. Ayrıca konular hep birbirine bağlı olduğundan kısada olsa değinmeden geçilmemektedir.

Bölgemizdeki tarımsal faaliyetlerde yüksek verim elde etmek için aşırı dozda gübre ve kimyasalların kullanılmasının özellikle içme sularımızda ciddi boyutta kirlilik yaratarak insan sağlığını tehdit edeceği unutulmamalıdır.

Karadeniz bölgesinin doğusundaki çay ve fındık alanlarında fazla verim almak için aşırı miktarda gübre vs kullanıldığı gerçeğini yok sayamayız. Çözümlerin neler olacağı hususunda uzun vadeli hedefler koymakta ve çalışmalar yapılmaktadır. Onlar devam etsin biz, hemen şimdi yarın yapabileceklerimizi konuşup hayata geçirirsek görevimizi yapmış oluruz.

Doğu Karadeniz bölgesinde alt rakımlardaki tarım alanlarında birim alanda kullanılacak kimyasalların miktarı belirlenerek denetimleri yapılmalıdır. Yüksek rakımlarda emeğin karşılığı alınamadığından verimi artırmak için aşırı gübre vs kullanıldığından yüksek rakımlarda çay ve fındık tarımına izin verilmemelidir. Bu konuda zaten yasak getirilmiş olup ne derece denetlendiği ve bu yasağa uyulduğu ortadadır. Sadece yasak demekle de olmuyor. İşte bu noktada halkımız insan sağlığını tehdit eden kimyasallardan uzak durmaları konusunda aydınlatılacak kimyasalların zararları anlatılarak gönüllü desteklerinin alınması çok önemlidir.

Haydi, hep birlikte yarınlarımız olan çoçuklarımızın geleceğini karartacak zehirliliğe son kampanyasının birer parçası olalım.

YAŞANACAK BİR DÜNYA İÇİN BİR EL DE SEN KOY ELELE OLALIM

http://www.ekad.org.tr/ ( Ege Karadenizli Akademik Eğitimliler Derneği )

 
Ormancılıkta Kullanılan Terimler PDF Yazdır E-Posta
Yazan Cengiz NAHARCI (Beypazarı Orman İşletme Müdür Yardımcısı)   
Pazar, 11 Kasım 2007

ORMANCILIKTA VE KORUMADA KULLANILAN TERİMLER

Orman: Yerleri ile birlikte tabi olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık topluluklarıdır.
Orman Toprağı (OT): Üzerinde ağaç bulunmayan orman rejimine ayrılmış alandır.
Zıraat Arazisi (Z): Tarım yapılmak üzere ayrılmış alandır.

Orman Örtüsü: Koru ve baltalık ormanlarda;
a)
Toprağın, orman yetiştirme kudret ve kuvveti ile korunması için lüzumlu olan, otsu ve odunsu bitkilerin; yaprak, ibre, dal, gövde, kabuk ve benzeri döküntülerinin, kesim artıklarının ve enkazının ve bunların henüz ayrışmamış olan kısımlarının,
b)
Bütün otsu bitkilerin,
c)
Diğer kısa ve uzun ömürlü odunsu bitkilerin, hasıl ettiği örtüye( orman örtüsü = toprak örtüsü) denir.

Ağaç: En az 8 metre ve daha yukarı boy yapabilen kökü, gövdesi, tepesi olan, odunsu bitkilere, yaşı, çapı ne olursa olsun ağaç denir.
Ağaççık: Yan dallarının çoğalması ve fazlaca gelişmesi neticesince tepesi yayvanlaşan genel olarak genişliğine bir büyüme şekli gösteren, boyu 8 metreyi bulmayan, uzun ömürlü odunsu bitkilere çapı ne olursa olsun ağaççık denir.
Fidan: Göğüs çapı 7,9 cm.nin altında olup, tabii veya emekle yetiştirilen odunsu bitkilerdir.
Maki ve Funda: Her dem yeşil, sert ve çoğu zaman dikenli yapraklı ağaççıkların teşkil ettiği bitki topluluğudur.
Otlak (Mer’a): Üstünde hayvan otlayan otsu bitkilerin tabii olarak yetiştiği açık alanlar olup, bir veya daha fazla köy veya kasaba halkına ait hayvanların ot ihtiyacını temin etmek maksadı ile tahsis edilmiş arazidir.
Yaylak: Orman Kanununun 17. maddesi 2. fıkrası kapsamı dışında orman içi açıklıkları ile orman sınırı üzerinde kalan ve bir veya birkaç köy veya kasaba ahalisinin hayvanları ile birlikte geçici olarak çıkıp, hayvanlarını otlatmak üzere eskiden beri (kadimden) kullanılan ağaçsız, otlu, orman içi veya orman dışı yerlerdir.

Kışlak: Hayvanların kışı geçirmek üzere indikleri otu bol olan kuytu yerler köylerinin halkının hayvanlarını otlatmak ve sulamak üzere eskiden beri (kadimden) bir veya daha ziyade köy ve kasabaya tahsis edilmiş ılıman iklimli ve fazla yüksek olmayan yerlerdir.

Yerleşim yeri: 6831 sayılı Orman Kanununun 13 üncü maddesinin (B) bendi gereği nakledilecek köyler halkının kısmen veya tamamen iskan edileceği yeri,
Orman kadastrosu: 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman kadastro komisyonlarınca yapılan müstakil orman kadastro çalışmaları ile 1987 yılından itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 4 üncü maddesi kapsamında kadastro ekiplerince yapılan çalışmaları,

Orman köyü: Orman içi veya ormana bitişik köyleri,

Orman İçi Köy: Evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazi topluluğu dört yönden ormanlarla çevrili olan köyleri,
Ormana bitişik köy: Evlerin toplu bulunduğu yerleşim alanlarından itibaren aralıksız olarak devam eden arazi topluluğu bir, iki veya üç yönden ormanlara bitişik olan köyleri,
Orman Dışı Köy: Mülki hudutlarında orman bulunmayan köydür.
Milli Park: Bilimsel ve estetik bakımından Milli ve Milletler arası ender bulunan tabii ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip tabiat parçasıdır.Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilir.
Tabiat Parkları: Bitki örtüsü ve yaban hayatı özelliğine sahip, manzara bütünlüğü içinde halkın dinlenme ve eğlenmesine uygun tabiat parçalarıdır.
Tabiat Anıtı: Tabiat ve tabiat olaylarının meydana getirdiği özelliklere ve bilimsel değere sahip ve Milli Park esasları dahilinde korunan tabiat parçalarıdır.
Tabiatı Koruma Alanı: Bilim ve eğitim bakımından önem taşıyan nadir, tehlikeye maruz veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler, türler ve tabi olayların meydana getirdiği seçkin örnekleri ihtiva eden ve mutlak korunması gerekli olup, sadece bilim ve eğitim amaçlarıyla kullanılmak üzere ayrılmış tabiat parçasıdır.
Ekosistem: Bir alandaki canlı organizmalar ve cansız varlıkların hepsinin birden
oluşturduğu sistemdir.

Ekoloji : Cansız doğal çevre ile bu çevre içinde yaşamlarını sürdüren canlılar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen bilim dalıdır.

Muhafaza Ormanı: Orman Kanununun 23 ve 24 maddeleri gereğince korunması zorunlu olan açıklık ve ormanlık alandır. Bakanlar Kurulu Kararı veya Bakan Oluruyla ilan edilir.
Mesire Yeri: İnsanların dinlenmesi ve eğlenmesi amacıyla alt yapısı hazırlanmış tesis edilmiş alandır.
Ağaçlandırma Sahası : İnsan eliyle dikim yapılan alandır.
Tabii Gençleştirme Sahası: Doğal yolla arazi üzerindeki ağaçların tohumlarından faydalanmak suretiyle gençlik getirilen sahadır.
Ster: Eni 1 metre, yüksekliği 1.10 metre boyu 1 metre olan düzenli dizilmiş odun bloğudur.
Kental: 100 kilogram’a eşit ağırlık birimidir.
Metreküp(M3): Eni, boyu ve yüksekliği 1 metre olan hacim ölçü birimidir.
Hektar (Ha.): 10.000 metre kareye eşit alan ölçüsüdür. 1 hektar 10 dekar alana eşittir.
Dekar (Da.): 1000 metre kareye eşit alan ölçüsüdür.
Ar: 100 metre kareye eşit alan ölçüsüdür.
Dikili Ağaç: Kökleri ve gövdesi ile bir bütünlük gösteren toprağa bağlı ağaçtır.
Devrik Ağaç: Topraktan koparılmış yerde yatar vaziyette bulunan ağaçtır.
Odun Emvali: Ormanlardan veya orman sayılmayan yerlerden elde edilen endüstriyel odun ve yakacak odunudur.

Odun Dışı Ürün (Tali ürün): Ormanlardan elde edilen odun ürünleri dışında kalan, alınması, toplanması, taşınması kanunen izne bağlı olan ürünlerdir.

Endüstriyel Odun: Ormanlardan veya orman sayılmayan yerlerden elde edilen boylu ağaç ile tomruk, direk, sanayi odunu, kağıtlık odun, sırık, çubuk ve lif yonga ve benzeri odunlardır.
İbreli Odun: Yaprağını dökmeyen iğne yapraklı ağaçlardan elde edilen odundur.(Örnek: çam,köknar,ladin ve sedir vb.)
Yapraklı Odun: Yaprağını döken ve yaprak kısmı ibrelilere göre daha geniş olan ağaçlardan elde edilen odundur.(Örnek: kayın,meşe,gürgen,Akçaağaç ve çınar vb.)
Tomruk: Kesilen ağaçlardan elde edilen ve orta çapı 20 cm. ve üzeri olan silindirik odundur.
Maden Direk: Kesilen ağaçlardan elde edilen ve orta çapı 19 cm. ve altı olan silindirik odundur.
Tel Direk: Tomruk ve maden direk olmayan 7-12 metre boyundaki silindirik odundur.
Kağıtlık Odun: Kağıt sanayinde kullanılan düşük vasıflı m3 ve sterli kabuklu ve kabuksuz odundur.
Sanayi Odunu : Sanayide kullanılan m3 ve sterli kabuklu ve kabuksuz odundur.
Lif Yonga Odunu: Lif yonga sanayinde kullanılan ince çaplı ster ölçülü kabuklu odundur.
Sırık: Uzun boylu ince çaplı ster ölçülü kabuklu odundur.
Çubuk: Çapı 3 cm ve altında olan boylu kabuklu odundur.
Yakacak Odun: Endüstriyel odun dışındaki odundur.
Gayri Mamul Emval: İşlenmemiş orman ürünleridir.
Yarı Mamul Emval: Kısmen işlenmiş orman ürünleridir.
Mamul Emval: İşlenmiş orman ürünleridir.

Örtü Yangını: Ormanlık alanlarda, toprak altında ve üstündeki diri ve ölü örtünün yanması şeklinde seyreden orman yangınıdır.

Tepe Yangını: Ormanlık alanlarda ağaçların gövde ve tepesinin yanması şeklinde seyreden orman yangınıdır.
Çıra: Ağaçların gövde ve köklerinden elde edilen reçineli odundur.
Reçine: Ağaçların kök ve gövdesinde yaralama ve kesmek suretiyle elde edilen tali üründür.
Kök Odunu: Ağaçların toprak altındaki kısmıdır.
Dal Odunu: Ağaçların gövdesinde bulunan dallardan elde edilen odundur.
Orman Tahdit Sınırı: Ormanlık alanların kadastrosu yapılmak suretiyle belirlenen sınırdır. Orman Sınır Taşı: Orman kadastrosu yapılırken ölçülen ve belirlenen noktalara konulan betondan veya sabit kayalardan faydalanmak suretiyle numaralandırılmış noktalardır.
Tezkere (Nakliye):  Ormanlardan ve orman sayılmayan yerlerden elde edilen veya ithal edilen odun ve odun dışı orman ürünlerinin kime ait olduğunun belgelenmesinde ve taşınmasında kullanılan, üzerinde ait olduğu tezkere cildinin seri ve yaprak numaralarından başka satışı yapılan veya devletten başkasına ait ormanlarla sahipli yerlerden elde edilen veya ithal edilen odun ve odun dışı orman ürünlerinin cins, sınıf, adet ve ebadına, hacim, kilo ve ster olarak miktarlarına, istif numaralarına, bulunduğu ve sevk edildiği yere, nakledildiği vasıtanın cins ve plaka, gemi veya vagon numarasına, sahibinin ve kesenin adına, unvanına ve imzasına ve benzerine ait bilgileri ihtiva eden, özel şartnamesindeki renk, ebat ve biçimde şifreli olarak basılmış bir  kıymetli evrak formudur.
Tezkere Cildi: Üst yaprakları kopabilen, çift nüshalı elli tezkere yaprağından oluşan ciltlenmiş kıymetli evrak cildidir.
Tezkere Kayıt Defteri: Orman bölge müdürlüklerinde, Orman İşletme Müdürlüklerinde ve Orman İşletme Şefliklerinde tezkere ciltlerinin kaydedildiği defterdir.
İfraz: Sevk edilen orman ürününün nakliye tezkeresine bağlanarak mevcudundan düşürülmesidir.
Müstenit: Kesilecek nakliye tezkerelerinin dayandığı belgedir.
Taşıma Belgeleri: Nakliye tezkeresi ve sevk irsaliyesidir.
Dikili Ağaç Damgası: Oval’e yakın bir şekilde, kenarları çift çerçeveli olup, çerçeve içinde Türkiye Cumhuriyeti (T.C), Orman Umum Müdürlüğü (O.U.M.) rumuzları ve damga numarası bulunan dikili ağaçların damgalanmasında kullanılan demir ve çelikten yapılmış ağaçtan sapı olan metal kıymetli bir alettir. Damgalamada kullanılan boya rengi siyahtır.
Devrik Ağaç Damgası: Sekiz köşeli, kenarları çift çerçeveli olup, çerçeve içinde Türkiye Cumhuriyeti (T.C), Orman Umum Müdürlüğü , (O.U.M) rumuzları ve damga numarası bulunan devrik ağaçların ve ihtiyaç olarak verilen emvallerin damgalanmasında kullanılan demir ve çelikten yapılmış ağaçtan sapı olan metal kıymetli bir alettir.. Devrik ağaç damgalamada boya rengi siyahtır. Zati ihtiyaçta boya rengi kırmızıdır.

Usulsüz ve Nizamsız Kesimlere ve Ürünlerine Ait Damga: Altı köşeli, kenarları bir çerçeveli olup, çerçeve içinde Türkiye Cumhuriyeti (T.C), Orman Dairesi (O.D) rumuzları ve damga numarası bulunan usulsüz olarak kesilen ağaçların damgalanmasında kullanılan demir ve çelikten yapılmış ağaçtan sapı olan metal kıymetli bir alettir. Damgalamada kullanılan boya rengi kırmızıdır. (Ek Şekil 3)

Mamul Damga: Daire şeklinde, kenarları bir çerçeveli olup, çerçeve içinde Türkiye Cumhuriyeti (T.C), Orman Dairesi (O.D) rumuzları ve damga numarası bulunan depodan veya rampadan satışı yapılan emvaller ile ithal emvallerin damgalanmasında kullanılan demir ve çelikten yapılmış ağaçtan sapı olan metal kıymetli bir alettir. Damgalamada kullanılan boyanın rengi siyahtır.

Kesme: Ormanlarda insanlar tarafından Usulsüz olarak balta, kesici alet, veya motorlu testere  kullanılmak suretiyle ağaçların kesilmesi eylemidir.

Nakil: Usulsüz olarak elde edilen orman ürünlerinin canlı veya cansız nakil vasıtaları ile taşınmasıdır.
Bulundurma: Usulsüz olarak elde edilen orman ürünlerinin (tomruk, sanayi, odun, kömür vb.) insanlara ait kapalı ve açık yerlerde bulundurulmasıdır.
Sarf: Ormandan usulsüz elde edilen ürünün insanlara ait yerlerde (ev, ahır, samanlık vb.) kullanılmasıdır.
Otlatma: Ormanlarda özellikle hayvan girmesi yasaklanmış alanlarda hayvan otlatılmasıdır.
Açma: Ormanlık alanlar ile orman içi açıklıkların usulsüz olarak insanlar tarafından yakma, kesme, sökmek suretiyle tahrip edilmesi eylemidir.
İşgal ve Faydalanma: Ormanlık alanlarda veya orman içi açıklıklarda usulsüz olarak açılan yerlerde bina,villa,fabrika, ev, ahır,ağıl, samanlık, vb. yapmak veya ekip biçmek suretiyle yapılan eylemdir.
Av suçları: Ormanlarda bulunan yaban hayvanlarının Usulsüz olarak zamansız ve gereksiz şekilde avlanılmasıdır.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Kasım 2007 )
 
PERSONEL POLİTİKASI, VERİMLİLİK, KALİTE KONTROL VE ÇEMBERLER PDF Yazdır E-Posta
Yazan Sıtkı ÖZTÜRK   
Pazar, 11 Kasım 2007

      Bir yatırımcı yatırım yapacağı alanı belirler, şirketini kurar gerekli tesis ve işletmeleri faaliyete geçirir. Bunları yapmak işin kolay tarafıdır. Esas olan üretim tekniklerini belirlemek, üretim tekniklerini uygulayacak elemanları bulmak, işlendirmek, çalışmaya başlamak ve faaliyetlerin devamlılığını sağlamaktır.

     Dünyada ülkeler bazı özellikleri ile piyasalarda yer edinmişlerdir. Örneğin; Almanlar kaliteli mal üretimi ve kalitenin bugüne kadar devamlılığını sağlayarak, Japonlar prensipli çalışma, kaliteye önem verme ve yeni yeni teknolojiler oluşturarak.

   Bu sayede de dünya ticaretinde pay sahibi olmuşlar ve ilk üç arasında yerlerini almışlardır.
Kısacası gelişimlerini tamamlamışlar, kurumlaşmışlardır.
   Ülkemiz ise henüz emekleme çağında olup gelişmesine devam etmektedir. Kamu kurumları henüz kurumlaşamamışlar, özel sektörümüz ise epey mesafe kat etmişlerdir. Ancak henüz gelişimlerini tamamlamamışlardır.
   Kurumlarda personel politikası ve buna bağlı olarak verimlilik ön planda tutulmalıdır.Her şey insan temelinde ele alınmalıdır. Çünkü çalışanlar yeterli donanıma sahip değilseler kurumlar ilerleyemezler, gelişemezler. Her şey emir-komuta ile ikmal edilemez. Ben yaptım oldu diyerek bir yere varılamaz. Bilgi, tecrübe ön planda olmalıdır.
   İşte bunun için çalışanların huzuru ön planda tutulmalı, çalışanların yetenekleri, bilgi seviyeleri ön plana çıkarılmalıdır. Özel sektör olsun kamu sektörü olsun insana yatırım yapılmalıdır. Kuru duvarlar; içinde çalışanlar olmadıktan sonra hiçbir şey ifade etmezler. Çalışanların yetenek ve bilgileri, becerileri doğrultusunda çalıştırılması, çalışmaları karşılığının tatmin edici olması önem arz etmektedir. Çalışanlar kendilerini kurumun bir parçası olarak görmeli, çalışmasının karşılığını maddi, manevi her zaman alabilmelidir.
   Özel sektörde, kendisini kanıtlamış olan kurumlarda uygulama bu yöndedir. Ancak kamuda uygulama tam tersidir. Her şey tesadüflere, kısmete kalmıştır. Çalışanla çalışmayanın kıymeti aynıdır.Bu yüzdende çalışanlar mutlu değildir,kendilerini geliştirme gayreti içinde bulunmazlar.Yani atıl bir durum söz konusudur.Devlet büyük miktarda paralar harcayarak yetiştirdiği elemanlarından azami derecede faydalanmayı düşünmemektedir.
   Örneğin bir kurumumuzda mimari bir proje yarışması açılmakta ancak ülkemizde yetişmiş mimar bulunmadığı gerekçesiyle yarışmaya sadece yabancılar davet edilmektedir.Bu durum hoş bir durum değildir. Demek ki biz mimarlarımıza gerekli imkanları sağlayamamışız, onları yeterli bilgi ve beceriyle donatamamışız. Böyle bir ülkenin gelişmesi mümkün mü? Tabiki hayır.
Peki ne yapılmalıdır?
  1. Geçmişten farklı bir gelecek yaratmak isteyen liderlerin varlığına ihtiyaç vardır.
  2. Bu liderlerin yeterli bir süre ülkeyi yönetmesi gerekmektedir.
  3. Ekonominin gerekli yatırım olanaklarına kavuşması temin edilmelidir.
  4. Toplumun yetişmiş insan gücüne sahip bulunması mutlaka sağlanmalıdır.
  5. Ulusça paylaşılan bir başarı güdüsü ve övüncü bulunması
  6. Her şeyden önce insana yatırım yapılmalıdır.
  7. Öğrencilerimizi yeterli bilgi ile donatmalıyız.
  8. Yetişen, okuldan mezun olan taze beyinlerimizi her türlü imkanla donatarak kendilerini geliştirmeleri için uygun ortamlarda çalışmalarına imkan sağlamalıyız.
  9. İmkansızlık yüzünden beyin göçüne engel olmalıyız.
  10. Çalışanlarımızı hizmet içi eğitimlere tabi tutarak onların bilgi,görgü ve yeteneklerinin atmasına imkan sağlamalıyız.
  11. Verimli, bilgili ve gayretli olanları ayırabilmeliyiz. İyi olanların yükselmesine imkan sağlamalıyız.
  12. Hatır gönül ilişkisini, siyaseti kurumların dışında tutmalıyız.
  13. Çalışanlar bilmeli ki ben çalışırsam hakkımı hiçbir şeye gerek kalmadan alabilirim diyebilmelidir. Kurumlarda bir noktada uzun süre kalınmamalıdır.
  14. Sirkülasyon sağlanmalı alttan gelenlere daima yer açılmalıdır. Kalite Çemberi
  15. Kurumlar daima yenileşme içinde olmalı zaman içinde oluşan gelişmelere ayak uydurabilmelidir.
   Yukarıda belirtilenlerin yapılması durumunda bir kurumun ne hale geleceğini bir tasavvur edelim. Kurum daima ileriye gidecek gelişecek dünyadaki rakipleri ile rekabet edebilecektir. Ayrıca çalıştığı kulvarda yer edinecek oluşabilecek krizlerde yıkılmaları mümkün olmayacaktır. Almanlar, Japonlar ve Amerikalılar bu sayede gelişebilmişler ve dünyaya hakim olmuşlardır. Ancak buda çalışmayla yeniliklere açık olmakla mümkündür.
   Kurumlarda, şirketlerde son yıllarda özellikle Japonya ve Amerika’da ve diğer gelişmiş olan ülkelerde teknolojide, çalışma hayatındaki gelişmelere paralel olarak verimliliğin artırılması ve daha kaliteli üretim yapılabilmesi için Kalite Kontrol Çemberleri ön plana çıkmaktadır. Alttan yukarıya doğru bir çalışma ve etkileşim söz konusudur.
Kalite Kontrol Çemberlerinin yapısı aşağıda belirtildiği şekildedir.

KALİTE KONTROL ÇEMBERİ ELEMANLARI
1-YÖNETİM KOMİTESİ: Her şirkette birer alt yönetim komitesi oluşturulabilir. Bu komitelerde üye sayısı 7 – 15 dir. Koordinatör komiteye dahildir.
GÖREVLERİ:
  • Kalite kontrol çemberlerinin esaslarını ve temel kurallarını tespit etmek.
  • Çemberlerin amaçlarını ve izlenecek politikaları belirlemek.
  • Çember faaliyetlerini yönlendirmek. İşletmede çember kurulacak bölümleri seçmek.
  • Çemberlerin çalışma metotlarını belirlemek.
  • Çember faaliyetleri için gereken araç gereci temin etmek.
  • Fon tahsisi yapmak.
  • Liderleri ve rehberleri seçmek.
  • Kalite çemberlerinin benimsenmesi için gayret göstermek.
  • Lider ve rehberlerin eğitimini sağlamak.
  • Çember çalışmalarına maddi-manevi her türlü yardımı sağlamaya gayret etmek.
  • Sendikalarla diyalog kurmak.
  • Çemberlerin yaygınlaşması için çaba sarf etmek.
  • Çember toplantılarıyla ilgili kuralları tespit etmek, kılavuz hazırlamak
  • Çember çalışmalarının tanıtımını gerçekleştirmek.
  • Çemberlerin etkinliğini denetlemek. 
  • Şirket içi iletişimi planlamak. 
  • Eylem planları hazırlamak.
  • Çemberlerin çözüm sağlayabileceği öncelikli konuları saptamak.
2-KOORDİNATÖR: Köprü vazifesi görerek rehberlerle yönetim komitesi arasındaki iletişimi kurar. Koordinasyonu ve yönlendirmeyi sağlar.                  
3-REHBER: Çemberler ile yönetim komitesi arasında bilgi alışverişini gerçekleştirir. Konum ve görevleri gereği bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikler:
  • Çember faaliyetlerine yeterli zamanı ayırabilecek kişiler arasından seçilmelidir.
  • İşletme içerisinde saygınlığı ve ağırlığı bulunmalıdır.
  • Kişiliğiyle çevresine örnek olmalıdır.
  • İkna ve motivasyon kabiliyeti olmalı, astlarını iyi eğitmelidir.
  • Gerekli teknik bilgileri öğrenmiş olmalıdır.
  • Sorun çözebilme yeteneğine sahip olmalıdır.İşletmenin sorunlarına ilgi duymalıdır.
  • Tartışmalara açık demokrat bir insan olmalıdır.
  • Çalıştığı işyerini iyi tanımalıdır.
  • İşletmenin hiyerarşik yapısı içerisinde yetkili konumda bulunmalıdır.
   Tek bir rehbere bağlı çember sayısı büyük işletmelerde 6 -7 civarındadır. Ancak bu sayı 20’yi geçmemelidir.

Rehberin görevleri:

  • Çemberler arası koordinasyonu oluşturmak.
  • Yürütme komitesiyle çemberler arasında iletişim kurmak.
  • Çember faaliyetleri konusunda ilgili servisleri bilgilendirmek.
  • Çember faaliyetlerinin sonuçlarını ve etkilerini takip etmek.
  • İşletmeye çemberlerle ilgili tanıtım bilgileri vermek. 
  • Çemberlere yardımcı olmak.
  • Üzerinde çalışılacak konuların seçiminde danışmanlık yapmak.
  • Liderlerin eğitiminde aktif rol oynamak. 
  • Çember çalışmalarıyla ilgili raporlar hazırlamak. 
4-LİDERLER: Her çember bir lider tarafından yönetilir. Bunlar çoğunlukla insanlarla kolay iletişim kurabilen yönetici vasıflara sahip kıdemli usta başlardır.
Görevleri:
  • Başlangıçta üyeleri eğitmek.
  • Üyelerle beraber sorunları tespit etmek.
  • Toplantıların zamanını ve içeriğini saptamak.
  • Üyelere yol göstermek.
  • Kayıt tutmak.
  • Diğer kişilere çember faaliyetleriyle ilgili bilgi vermek.
  • Muhtemel çatışmaları önlemek.
  • Görev taksimi yapmak.   
  • Grup içinde özgürlük ortamı yaratmak.
  • Çember üyelerinin etkin bir şekilde katılımını sağlamak.
5-ÜYELER: Her isteyen çembere üye olabilir
Çember organizasyonunu sağlayan diğer unsurlar: Danışmanlar, şartnameler, eğitim programları ve iletişim ağlarıdır.
KALİTE ÇEMBERLERİ KONSEYİ: Bunlar liderler arası iletişimi tesis etmek için kurulan komitelerdir. Bu komitelere bütün rehber ve liderler katılır.
BÜTÇELER: Çemberlerin faaliyetlerini sıhhatli yürütülebilmesi için bir bütçeleri bulunur.
ÇEMBERLER ARASI İLİŞKİLER: Başarı için önemli ve gereklidir. Konferanslar düzenleyerek dönemsel mini kongreler yapılarak ya da gazete ve dergiler yoluyla geliştirilir.

Çemberlerin Sorunları Çözerken Uyguladığı Metodolojiler:

  • Sorunun seçim.
  • Sorunun ortaya konması
  • Sebeplerin araştırılması.
  • Çözüm yollarının araştırılması.
  • Eleme kriterlerinin seçilmesi.
  • Çözüm önerisinin seçimi.
  • Çözüm önerilerinin yönetime sunulması.
  • Önerilerin uygulama alanına konulması.
  • Uygulama sonuçlarının izlenip değerlendirilmesi.
  • Uygulamanın standartlaştırılarak genelleştirilmesi.
Sorun Çözme Teknikleri:
  • Beyin fırtınası yöntemi.
  • Ne, neden, ne zaman, nerede, nasıl ve kim sorularının cevaplandırılması.
  • Veri toplama.
  • Pareto analizi.
  • Matris hesaplamaları.
  • Neden sonuç analizi.
     Çemberler bir işletmede en alt kademede bulunan örgütlenmelerdir. Çemberlerin başarısı işletmeninde başarısını ortaya koyar.
     Başarı bir işletmenin,kurumun ana hedefi olmalıdır. Başarısızlık kurumları yok eder.
       Başarı konusunda M. Kemal ATATÜRK
               “Başarı;
       ‘başarılı olacağım’ diye başlayanın ve ‘başarılı oldum’ diyebilenindir.”

     Diyerek başarılı olmak için işe başlamak gerektiğini ve sonucunda başarılı olmayı hedef edinmek gerektiğini belirtmektedir.
   O halde büyük önder M.Kemal ATATÜRK’ün söylemi doğrultusunda hareket edersek ilerleyebiliriz, gelişebiliriz ve dünyada her branş ve kolda yerimizi alabiliriz. Yoksa geri kalmaya ve başkalarının esareti altında yaşamaya mahkum oluruz.
   Başarılı olmak için takım halinde ekip olarak çalışmak olmazsa olmaz koşullardandır.
   Bunun içinde ekip,takım elemanlarının seçimine önem vermeliyiz. Eleman seçiminde dikkat edilecek kıstaslar çeşitli olup bunlardan bir tanesi aşağıda verilmiştir.
   Biz buna ekip seçiminde "Kontrol listesi" diyoruz. Kontrol listesindeki belirtili sorulara alacağımız cevaplar eleman seçmede etkili olacaktır.Bunun haricinde kural ,sistem olmayan bir personel alımı sonuçta kurumun başarısını olumsuz yönde etkileyecektir.
    Doğru Ekip Elemanı Seçmede Kontrol Listesi
   EVET  HAYIR
Teknik olarak yetenekli mi?    
Güncel bilgi ve beceriye sahip mi?    
Bilgi becerileri diğer ekip elemanlarınınkini tamamlıyor mu?    
Birlikte çalışma ve sonuçlarda mükemmelliği yakalamak için güdülenebiliyor mu?    
Daha önceki çalışmaları yukarıda sıralanan değerlendirmelere uyuyor mu?    
Bütünleştirme ve ara yüz yönetimi olarak proje yönetim bilgisine sahip mi?    
Karar alma ve problem çözmede diğer ekip elemanlarıyla sürtüşme yaratmadan çalışabilecek mi?    
İyi iletişimci ve özellikle iyi bir dinleyici mi?    
Hedeflere ulaşmak için fazladan çalışma arzusu var mı?    
Ekip içinde faklı görevlere uyum sağlayacak esnekliği var mı?    
Saldırgan olmadan diğerlerine fikrini kabul ettirebiliyor mu?    
Ekip moralinin atmasına katkıda bulunabiliyor mu?    
Yeni fikirlerin savunulmasında diğerlerini cesaretlendirecek katkıda bulunabiliyor mu    
Birey    
Mizah duygusuna sahip mi,diğerlerine karşı hoşgörü sahibi mi?    
Daha fazla başarı için isteği var mı?    
Tek başına yapamayacağının bilincinde mi?    
Sadece kendinin değil ekip hedeflerine ulaşmada taahhütte bulunabiliyor mu?    
Güçlü ve zayıf yönlerine ilişkin gerçekçi algıları var mı?    
Stresle etkin olarak başa çıkabilir mi?    
Dürüst mü?    
Kaynakça: Nüvit OSMAN-İnsan Mühendisliği
 
Baltalık Ormanların Koruya Dönüştürülmesi PDF Yazdır E-Posta
Yazan Orman Bakımı ve Enerji Ormanları Şube Müdürlüğü   
Pazar, 11 Kasım 2007

Ormanlar, orman amenajmanı yönünden aynı yaşlı (maktalı) ve değişik yaşlı (seçme, devamlı orman) ormanlar diye iki orman formuyla yönetilirler. İşletme şekilleri bakımından ise; Koru, baltalık ve korulu baltalık ormanları olmak üzere üçe ayrılırlar. Koru ormanları tohumdan yetişmiş veya yetiştirilmiş, baltalık ormanları ise kök ve kütük sürgünlerinden meydana gelmiş, korulu baltalık ormanlar ise hem tohum hem de sürgünden yetişmiş veya yetiştirilmiş ormanlardır.

Orman amenajmanı yönünden ormanlar;
  • Aynı yaşlı ormanlar(maktalı orman)
  • Değişik yaşlı ormanlar(seçme ve devamlı orman)
İşletme şekilleri bakımından ormanlar;
  • Koru ormanları (tohumdan yetişmiş orman)
  • Baltalık ormanları (kök veya kütük sür.den oluş.orman)
  • Korulu baltalık ormanları (toh. ve sür.den yetiş. orman.)

Fotosentez ile bitkilerde biyokütle biçiminde enerji depolanmaktadır. Bitkilerin yakılması ile bu enerji yeniden açığa çıkmaktadır. Bu özelliği ile bitkiler özellikle ormanlarımız yenilenebilir enerji kaynağı olarak ateşin bulunmasından bu yana insanlığa hizmet etmektedir. Günümüzde birçok alternatif enerji kaynakları bulunmasına rağmen odun halen özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enerji kaynağı olarak önemini korumaktadır.

Ülkemiz orman varlığı 21.2 milyon hektardır. Bu ormanlık alanın 5.7 milyon hektarı yani '’si sürgünden oluşan baltalık ormanlarla kaplıdır. 1.7 milyon hektar ormanlık alan verimli baltalık4.0 milyon hektar verimsiz baltalıktır. Verimsiz baltalıklar dan 625 bin hektar alan 1978 yılından bugüne enerji ormanı tesis etmek maksadıyla verimli baltalığa dönüştürülmüşlerdir. Amenajman planı, verimli baltalık ormanlarında köy kesim düzenine göre yıllık kesim alanları belirlemekte ve bu alanlara eta vermektedir.(2005 yılı sonuna kadar)
Ancak, toplumun ormandan beklentileri sürekli değişmekte, bunu sağlamak içinde uygun bir planlama ve orman işletmeciliği yapılması zorunluluğu söz konusudur. Ormanların çok yönlü fonksiyonlarından, toplumun talepleri doğrultusunda en yüksek düzeyde yararlanmak için orman alanlarının artırılması mevcutlarının ise düzenli ve devamlı işletilmesi gereklidir. İstenilen fonksiyonların gerçekleştirilmesi ancak koru ormanlarının yeniden oluşturulması ve düzenli bir biçimde işletilmesi ile mümkündür.
Bu bağlamda; Baltalık işletmeciliği, ormanın çok yönlü fonksiyonlarının gerçekleştirilmesine elverişli olmadığı gibi zamanla uygulama alanlarında orman varlığının tahribine ve tükenmesine de neden olabilmektedir. Sosyal ve ekonomik işlevini tamamlamış sürgünden gelen ve baltalık olarak işletilen ormanlarımız bir dönüştürme süresi içerisinde rehabilitasyon ve koruya tahvil çalışmaları ile koruya dönüştürülmelidir.Bu nedenle 01.01.2006 Tarihinden itibaren baltalık işletmeciliğine Genel Müdürlüğümüzce son verilmiş olup bugüne kadar baltalık çalışmalarına konu edilmiş veya edilecek sürgün ormanları bundan böyle, rehabilitasyon, koruya tahvil benzeri çalışmalar ile süratle koruya dönüştürülecektir.
SÜRGÜN ORMANLARININ BALTALIK İŞLETİLMESİ
Baltalıklar, sürgün verme yeteneğindeki ağaçlardan kurulmakta, Baltalığı oluşturan sürgünler ise kütük ve köklerdeki tomurcuklardan çıkmaktadırlar. Oluşumlarına göre bunlara provantif veya adventif sürgün denilmektedir.

Provantif Sürgün:Bir ağaçta bulunan tomurcukların bir bölümü vejetasyon mevsiminde patlamazlar ve uyur vaziyette kalırlar. Ne zamanki kesimler ve yaralanmalar sonucu ağacın hormanal dengesi bozulur, tomurcukların kendi aralarındaki etki ve baskısı ortadan kalkarsa uyuyan tomurcuklar patlayarak provantif sürgün halinde gelişirler.

Adventif Sürgün:Ağaçların kütük seviyesinde kesilmesi ile birlikte özellikle köklerde ya kendiliğinden (endogene) yada yaralanmalar neticesi (exogene) adventif tomurcuklar oluşur ve bunlar gelişerek kök sürgünü verirler, bu sürgüne adventif sürgün denilmektedir.

Baltalığı meydana getiren sürgünler genel olarak provantif sürgünlerdir. Ana kütükten doğrudan beslenen bu sürgünler toprak yüzeyine yakın yapılan silme kesimler sonucunda çıkarlar ve ana kütük çürüdüğü veya öldüğü zaman onun yerini alırlar. >adventif sürgünleri ise bir süre kütüğün kökleri aracılığıyla beslenir ve bir süre sonra kendi kök sistemini kurarlar, bu özellikleri nedeniyle tohumdan gelişen gövdelere benzerler.
SÜRGÜN ORMANLARININ (BALTALIK) KORUYA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ (Koruya Tahvil Çalışmaları)
Baltalık ormanları çok eski bir işletme şekli olduğu, geniş yapraklı ormanlara yapılan düzensiz ve kuvvetli müdahaleler neticesi bu faydalanma şeklinin ortaya çıktığı, sonraları yakacak odun ve odun kömürü ne olan talep doğrultusunda baltalık işletmeciliğin bugüne kadar süre geldiği, günümüzde ise azalan talep doğrultusunda sosyal talebin ve yöresel baskının olmadığı baltalık ormanlardan başlamak üzere bu ormanların ağaç türü gözetilmeksizin dönüştürme çalışmaları ile süratle koruya dönüştürülmesi zorunluluğu artık toplum tarafından kabul görmektedir.Çünkü, orman İşletme şekillerinden koru işletmesi, baltalık ve korulu baltalığa göre doğaya en uygun işletme şekli olup bu işletmecilik modeli, toplum yaşamının bugünü ve geleceğine yönelik ekolojik ve ekonomik değere sahip birçok hizmeti sağlamaktadır.
Sürgün(baltalık) ormanlarını koruya dönüştürmenin “Doğrudan Dönüştürme”Tür değiştirerek Dönüştürme” olmak üzere iki şekli vardır.
Doğrudan dönüştürmeyi gerektiren metodlar;
  • Klasik metod,
  • Direkt metod,
  • Grup metodu,
  • Seçme metodu’ dur.
Tür değiştirerek dönüştürme;
  • Tam alanda tür değiştirme
  • Şeritlerde tür değiştirme
  • Gruplar halinde tür değiştirme
KAYIN, MEŞE VE DİĞER GENİŞ YAPRAKLI TÜRLERİMİZE YÖNELİK KORUYA TAHVİL (DÖNÜŞTÜRME) ÇALIŞMALARI ESNASINDA DİKKAT DİLECEK HUSUSLAR
  • Üst boyu 15 m. ve altı meşcerelerde ilk defa uygulanacak aralamalarda (yüksek) mutedil davranılmalı bu tür meşcerelere her 5 yılda bir bakım yapılacağı unutulmamalıdır.
  • Meşcere hiç müdahale görmemişse ilk olarak menfi seleksiyon uygulanacak (çürük, fena şekilli, zayıf cılız, ölmüş ve ölmekte olanlar vb.) sonrası müspet seleksiyon mantığı ile aralamalar yapılacaktır.
  • Müdahaleler esnasında ara ve alt tabaka korunacak ancak çok sıkışık fertlere müdahale edilecektir. Azman ve çok kötü fertlerin bulunduğu meşcerelerde ilk önce bu kötü fertlerin zarar vermeden çıkartılması ile başlanacaktır.
  • Meşcerelerde aday ve istikbal ağaçları meşçere, artımların bu fertler üzerinde toplanması ile bu fertlerin arzu edilen çaplara en kısa zamanda ulaşır ve bunların yapacağı tohumlama ile koru ormanına geçmek esas olduğuna göre, bu fertlerin aralama çalışmaları esnasında korunmasına özen gösterilecektir.
  • Karışım istenildiğinde,en az küme ve grup karışımları tercih edilecek ve bu türler bakımlarla himaye edilecektir.
  • Tohumdan gelmiş genç geniş yapraklı ormanlarda da bakımlar benzer prensipler çerçevesinde yapılacak ancak sürgün kaynaklı fertlerin erken yaşlarda çürümeleri nedeniyle daha erken yaşlarda kalın çapa ulamaları için üst boyun 15m. den daha fazla olduğu (genelde 30-50 yaş) çağlarda aralamaların daha da şiddetli yapılması gereklidir
ÖZETLEMEK GEREKİRSE
  • Baltalık ormanları çok eski bir işletme şeklidir.
  • Geniş yapraklı ormanlara yapılan düzensiz ve kuvvetli müdahaleler neticesi bu faydalanma şekli ortaya çıkmıştır.
  • Yakacak odun ve odun kömürüne olan talep doğrultusunda bu güne kadar süregelmiştir.
  • Baltalıklardan elde olunan maden direği, sanayii, lif-yonga benzeri ince materyal ile yakacak odun üretiminden elde olunan gelirin, genel gelire oranı  dir. Bu düşük oran baltalıkların odun hacmı olarak verimlerinin az olmasından değil, baltalıkların paraca düşük ince çaplı ürün vermesinden kaynaklanmaktadır.
  • Kalın çaplı ve kaliteli endüstriyel odunu duyulan talep günümüzde daha da artmıştır. Baltalık ormanları bu ihtiyaca cevap verememektedir.
  • Ormancılık çalışmaları eski olan Avrupa ülkelerinde basit bir işletme şekli olan baltalık işletmeciliği çok yıllar önce terkedilmiş, ormanlarının tamamı koruya dönüştürülmüştür.
  • Artık, Ülkemizde de baltalıkların suretle koruya dönüştürülmesi zorunluluğu toplum tarafından ilgi görmektedir.
  • Orman işletme şekillerinden koru işletmesi, baltalığa göre doğaya en uygun işletme şekli olup, koru ormanları toplum yaşamının bugününe ve geleceğine yönelik ekolojik ve ekonomik değerlere sahip bir çok hizmeti bir arada görebilmektedir.
Baltalıkların koruya dönüştürülmesi sonucunda ormanlarımızda aşağıdaki olumlu değişim ve gelişmeler gözlenecektir.
  • Ortalama 120 yıllık bir idare müddeti sonunda birim alanda koru olarak işletilen ormandan elde olunan ürün, baltalık olarak işletilen ormanlardan elde edilen ürünün parasal değerinin 4 katından daha fazlasını verebilmektedir.
  • Koru ormanları ile baltalıkları odun üretiminin dışında ekolojik ve sosyal işlevleri yönünden de değerlendirdiğimizde de, koru ormanlarında suyun kalitesinin daha iyi olduğunu, aşırı ve düzensiz faydalanmalardan koru ormanlarının daha az etkilendiğini, yaban hayatı açısından bazı hayvanların koru ormanında daha iyi yaşam şartları bulduğunu,
  • Regreasyonel açıdan da koru ormanlarının daha iyi hizmet verdiğini söyleyebiliriz.
  • Yapılan araştırmalar, tıraşlama kesimlerle işletilen baltalıkların birçok türün yok olmasına neden olduğunu göstermektedir. Koru ormanlarında biyolojik çeşitlilik daha iyi korunmaktadır.
Bilindiği üzere koruya tahvil süreci, sürgünden meydana gelen ferdin bakımlarla tohum tutma kapasitesini artırarak yeni generasyonun tohumdan gelmesine kadarki bir başka ifade ile, yetişme muhiti koşulların ve geçmişte baltalıkların faydalanma süresine bağlı olarak 60-100 yıl sonrasına kadar uzanan süreç olduğuna göre; Orman köylüsüne sosyal ve ekonomik katkı sağlayan “Köylü Pazar Satışı” sistemi uzun bir süre daha devam edecektir. Ayrıca, baltalık kesimleri tekniğinden dolayı kış mevsiminde 1-2 ay gibi kısa süreler içerisinde gerçekleştirilirken koruya dönüştürme çalışmaları yılın her mevsiminde yani 12 ay yapılabilmektedir. Buda her mevsim köylümüze iş demektir.
Baltalıklardan birim alanda tıraşlama kesim sonucu elde olunan yakacak emval ağırlıklı ürün, koruya tahvil çalışmaları neticesi ( bakım patikaları açılması, istikbal fertlerine baskı yapan fertlerin alınması, klasik meşçere bakımı vb.) daha fazla alandan elde olunacak, ancak koruya dönüştürme çalışmalarının süreci içerisinde daha kaliteli ve yüksek değerde ürün elde olunması söz konusu olduğundan köylünün ekonomisine daha fazla katkı sağlanacak,böylece sosyal yaşamda iyileşme daha hızlı olacaktır.
OGM

SİLVİKÜLTÜR DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ORMAN BAKIMI VE ENERJİ ORMANLARI ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ

'ne katkılarından dolayı teşekkür ederiz.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Kasım 2007 )
 
HELİKOPTERLE MÜDAHALENİN EKONOMİK ANALİZİ PDF Yazdır E-Posta
Yazan COŞKUN OKAN GÜNEY   
Cuma, 09 Kasım 2007

ANTALYA ORMAN YANGINLARINA HELİKOPTERLE MÜDAHALENİN EKONOMİK ANALİZİ

COŞKUN OKAN GÜNEY

1 . GİRİŞ

Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de ormanların devamlılığını tehlikeye sokan etkenlerin başında orman yangınları gelmektedir. Her yıl çeşitli sebeplerle çıkan yangınlar neticesinde binlerce hektarlık orman sahasının yok olduğu bu nedenle de iklim ve su rejiminin bozulduğu, erozyon ve sel afetlerinin büyük tahribata yol açtığı bilinmektedir(1).

Orman yangınları; insanoğlu varolduğu sürece devam edecektir. Bu noktada önemli olan bu yangınlardan en az zararla kurtulmaktır. Bu suretle; bunda başarılı olabilmek teknolojinin imkanlarından faydalanılarak iyi bir savaş netanizasyonunun kurulmasına ve uygulanmasına bağlıdır.

Ormanlarımızın çeşitli tehlikelere karşı korunmasıyla ilgili hizmetlerin sağlanması görevi, gerek 3204 sayılı Orman Genel Müdürlüğü'nün teşkilat ve görevleri hakkında kanun ve gerekse 6831 sayılı Orman Kanunun ilgili maddeleri gereğince Orman Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.

Orman yangınlarının çok ve tehlikeli olduğu ülkelerde yangına karşı yerden müdahalelerin yanında havadan mücadele yöntemi de çok yaygındır. Özellikle; Amerika, Kanada, Avustralya, Fransa, İtalya, İspanya, Yunanistan ve daha bir çok ülke orman yangınlarının söndürülmesinde havadan mücadele yöntemini kullanmaktadır.

Ülkemizde havadan mücadele 1985 yılında T.H.K.'dan kiralanan uçakların, yangın sezonunda İzmir ve Çanakkale Orman Bölge Müdürlükleri mıntıkasında kullanılmasıyla başlanmıştır.

Ülkemizde ilk helikopter kullanımı ise, 1986 yılında 1 adet kiralanarak İzmir Orman Bölge Müdürlüğü mıntıkasında kullanılmıştır. Daha sonrasında 1987 yılında Orman Genel Müdürlüğü'nce 6 adet helikopter satın alınmıştır. Bu helikopterler 1988 yangın sezonunda hizmete sokulmuştur. Özellikle insan, araç ve gereç nakli ile keşif, gözetim ve devam eden bir yangın hakkında bilgi toplamada yararlanılmıştır.

Orman Genel Müdürlüğü'nün helikopter kullanımına yönelik bir diğer etkinliği de “kiralık helikopter kullanımı”dır. 1995'te 5 adet helikopterin kiralanması ile başlayan bu uygulama, her yıl için belirlenen sayı kadar kiralanarak günümüze kadar devam etmiştir.

Helikopterler dünyanın çeşitli ülkelerinde orman yangınları ile mücadelede kullanımı hızla artan bir araçtır. Yangının erken haber alınarak kısa sürede havadan müdahale edilmesiyle orman yangınlarıyla mücadelede büyük başarı sağlanmaktadır. Özellikle işçilerin helikopterlerle nakli yangına ulaşma süresini çok kısaltmaktadır.

Özellikle helikopterlerin ülkemizin dağlık bir topografyaya sahip olduğu düşünülürse orman yangınlarında bir çok yararı söz konusudur. Bu yararları göz ardı edilemez. Ancak; ülkemizin genel ekonomik durumu ve teknolojiyi üretmeyen yani dışarıdan satın alan bir ülke olması dolayısıyla helikopterlerin yurt dışından kiralanması ülkemiz ve ormancılığımız açısından ne kadar ekonomiktir? Bu konunun aydınlığa kavuşturulması gereklidir.

Sonuç olarak; araştırmaya çalıştığımız konu yurt dışından kiralanmak suretiyle orman yangınlarında havadan mücadelede kullanılan helikopterlerin ekonomik olup olmadığıdır. Yani bu helikopterlerin kullanılması ile elde edilen diğer faydaların dışında ekonomik yönden bize ne kadar bir getirisi veya götürüsü vardır, bunun ortaya konmasıdır.

2. MATERYAL VE YÖNTEM

2.1. Materyal

Antalya Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde çıkan orman yangınlarına ait bilgiler ile bu yangınlarla mücadelede kullanılan kiralık helikopterlere ait bilgiler bu çalışmanın iskeletini oluşturmaktadır.

Antalya Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde kiralık helikopterlerin kullanılmaya başlandığı 1997 yılından sonra ve helikopter kullanılmayan yılların yangın istatistikleri ve kiralık helikopterlere yapılan harcamalar gerek Antalya Orman Bölge Müdürlüğü ve gerekse Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanlığı'ndan alınmıştır.

Bu bilgilerin alınması sırasında Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanı Sn. Hüseyin HACIOĞLU ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğü Koruma Şube Müdürü Sn. Ekrem AYDEMİR' in konu ile ilgili görüşleri alınmıştır.

Orman yangınlarıyla havadan mücadelede kullanılan kiralık helikopterleri, geçtiğimiz yıllarda Orman Bakanlığı'nın açtığı ihaleleri kazanarak yurt dışından getiren Doruk Havacılık ve ER-AH havacılık gibi firmalarla gerekli görüşmeler yapılıp konu hakkındaki mevcut bilgiler alınmıştır.

Bunların dışında konu ile ilgili literatürden elde edilen çeşitli bilgilerden yararlanılmıştır.

2.2. Yöntem

Antalya Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisindeki 1980-2002 yılları arasında çıkmış olan yangın sayısı, yanan alan, yangın başına düşen alan, ağaç serveti kaybı gibi istatistiki bilgiler, kiralık helikopterler kullanılmaya başlanmadan önce ve başlandıktan sonra olarak iki kısımda incelenmiştir. Bu incelemeler yapılırken sahada kullanılan uçakların yangınları söndürmedeki çalışmaları dikkate alınmamıştır.

Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nde 1997 yılında kullanılmaya başlanan kiralık helikopterlere ait harcamalar ortaya konmuş ve yangın istatistikleri ile karşılaştırılarak ekonomisi hakkında tespitler yapılmaya çalışılmıştır.

Bunların yanında tüm Türkiye'de uygulanan orman yangınlarıyla havadan mücadelenin Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanlığı' dan alınan istatistiki bilgilerinden de yararlanılmıştır.

Tablo 1. Antalya Orman Bölge Müdürlüğü'nde Yangınlarla Mücadelenin Mali Portresi (USD)

YIL

KİRALIK HELİKOPTER HARCAMALARI

AĞAÇ SERVETİ KAYBI

TOPLAM

AĞAÇLANDIRMA MASRAFI

EKONOMİK KAYIP

YANGIN SAYISI (ADET)

TOPLAM

YANAN ALAN (HA)

YANGIN BAŞINA DÜŞEN ALAN (HA)

1980

-

1.121.176

615.051

1.736.227

230

1.689,7

7,35

1981

-

437.054

194.594

631.648

147

534,6

3,64

1982

-

228.308

183.164

411.472

142

503,2

3,54

1983

-

213.596

213.850

427.446

176

587,5

3,34

1984

-

2.288.042

389.662

2.677.704

235

1.070,5

4,56

1985

-

2.307.521

478.915

2.786.436

204

1.315,7

6,45

1986

-

342.214

199.581

541.795

214

548,3

2,56

1987

-

2.089.575

685.230

2.774.805

196

1.882,5

9,60

1988

-

1.851.369

607.116

2.458.485

223

1.667,9

7,48

1989

-

1.340.769

439.676

1.780.445

224

1.207,9

5,39

1990

-

1.427.238

468.031

1.895.269

255

1.285,8

5,04

1991

-

1.030.746

338.010

1.368.756

223

928,6

4,16

1992

-

2.545.785

834.834

3.380.619

244

2.293,5

9,40

1993

-

1.253.301

410.992

1.664.293

188

1.129,1

6,01

1994

-

3.925.404

1.287.250

5.212.654

123

3.536,4

28,75

1995

-

349.983

114.769

464.752

98

315,3

3,22

1996

-

343.989

112.804

456.793

105

309,9

2,95

KİRALIK HELİKOPTERLER KULLANILMAYA BAŞLANDIKTAN SONRA

1997

521.898

899.678

785.330

2.206.906

101

2.157,5

21,36

1998

1.128.233

286.008

585.636

1.999.877

169

1.431,5

8,47

1999

791.936

24.793

97.653

914.382

237

155,0

0,65

2000

681.023

2.902.000

1.431.288

2.115.213

266

3.854,0

14,5

2001

617.584

32.836

23.753

674.173

166

183,0

1,10

2002

428.132

185.416

70.913

684.461

169

450,4

2,67

Şekil 1. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Yangın Sayısı Ortalamaları (4,5,6)

Şekil 2. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Toplam Yanan Alan Ortalamaları (4,5,6)

Şekil 3. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Yangın Başına Düşen Alan Ortalamaları (4,5,6)

Şekil 4. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Ekonomik Kayıp Ortalamaları (4,5,6)

Şekil 5. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Ağaçlandırma Masrafı Ortalamaları (4,5,6)
Şekil 6. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Ağaç Serveti Kaybı Ortalamaları (4,5,6)
Şekil 7. Helikopterlerin Kullanılmadığı 1980-1996 Yılları Yıllık Ağaç Serveti Kaybı Ortalaması ve Kullanıldığı 1997-2002 Yıllarına Ait Yıllık Ağaç Serveti Kaybı Ortalaması Yıllık Helikopter Maliyeti Ortalaması (4,5,6)

4.SONUÇ

Helikopter kullanımına başlanmadan önce yıllık yangın sayısı ortalaması 190, helikopter kullanılmaya başlandıktan sonra 185 olup, aralarında önemli bir fark bulunmamaktadır (Şekil 1). Yıllık toplam yanan alan(ha) miktarı açısından incelendiğinde helikopter kullanılmadan önce 1224 ha olan yıllık toplam yanan alan helikopter kullanıldıktan sonra 1372 ha olduğu görülmektedir (Şekil 2). Helikopter kullanıldıktan sonra yıllık toplam yanan alanın fazla olması ilginçtir. Zira; helikopter kullanılması ile yıllık toplam yanan alan miktarının daha düşük olması beklenirdi. Bu durumun iklimle alakalı olduğu düşünülmektedir .

Ülke genelinde 1997 yılından 2002 yılına kadar geçen zamanda 1997 yılından önceki yıllara göre toplam yıllık yağış miktarları düşmüş, ortalama yıllık yağış miktarları ise artmıştır. Bu sebepten ay sayısı da yükselmiştir. Dolayısıyla yıllık toplam yanan alan miktarı artmıştır. Diğer taraftan, helikopterlerin konuşlandığı alanlardan uzak merkezlerde çıkan yangınlarda müdahale gecikmektedir ve dolayısıyla yangın kısa zamanda geniş alana yayılabilmektedir. Bu da yıllık toplam yanan alan miktarının artmasının bir sebebi olabilir .

Başka bir husus yıllık ağaç serveti kaybı helikopter kullanıldıktan sonra yaklaşık % 50 oranında düşmüştür. Ancak helikopter maliyetleri de hesaba katıldığı zaman maliyetin helikopter kullanılmadan önceki duruma göre % 4 arttığı görülmektedir (Şekil 7). Bu durumda helikopter kullanımının sanki fazladan bir külfet getirmekten başka bir anlamı olmadığı gibi bir sonuç çıkmaktadır. Ancak 1997-2002 yılları döneminde iklimin daha kurak olması bu artışın sebebi olarak düşünülebilir .

5. KAYNAKLAR

  1. ANONİM, Türkiye Ormanlarını Yangından Koruma Semineri, T.C. Tarım Orman ve Köy işleri Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanlığı, Yayın No:29, Seri No:672, ANKARA, 1988
  2. EREN, H.A., İzmir Bölgesinde Yangınlarla Havadan Mücadele, Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Koruma Anabilim Dalı, Bitirme Tezi, ISPARTA, 1999
  3. ANONİM, Orman Yangınlarının Önlenmesi ve söndürülmesinde Uygulama Esasları, T.C. Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanlığı, Tebliğ No: 285, Tasnif No: IV-1427, ANKARA, 1995
  4. ANONİM, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü Arşivi, 2002
  5. ANONİM, T.C. Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Orman Koruma ve Yangınla Mücadele Dairesi Başkanlığı Arşivi, 2002
  6. SARIBAŞAK, H., Batı Akdeniz (Antalya) Yöresinde Orman Yangınlarının Topografik, Meteorolojik, Ekolojik ve Sosyo-Ekonomik Açıdan Değerlendirilmesi, T.C. Akdeniz Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Bilimleri Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, ANTALYA, 2000
  7. HACIOĞLU, H., AYDEMİR, E., 2002 “İkili Görüşme”
  8. ÖZKAN, K., 2003, “İkili Görüşme”
  9. OĞURLU, İ., 2003, “İkili Görüşme
Isparta 2003
Son Güncelleme ( Pazartesi, 12 Kasım 2007 )
 
Orman Yangınları ile Mücadele ve Yangın Amirlerinin Görevleri PDF Yazdır E-Posta
Yazan Hakan RAGIBOĞLU   
Cuma, 09 Kasım 2007
 Orman yangınının tespitinden söndürülmesine kadar geçen zaman içinde yangınla ilgili bütün çalışmalardır. Bu çalışmalardan olumlu ve kısa zamanda netice almak, mevcut yangının alanına göre alınacak tedbirlere bağlıdır. Bu tedbirlerin neler olacağı, zamanı ve çeşitliliği yangının büyüklüğüne göre değişir.
 Yangınlar; Yeni çıkmış yangın, küçük yangın, orta büyüklükte yangın ve büyük yangın olmak üzere dört guruba ayrılır.
a- Yeni çıkmış yangın : Genellikle bir veya bir kaç kişi ile söndürülebilecek yangındır.
b- Küçük Yangın: Bir ile üç ekip tarafından söndürülebilecek yangındır.(10-30 kişi)

İDARİ ŞEMA ( YANGIN ORGANİZASYONU ) (Küçük Yangınlarda)

Yangın Amiri ( İşletme Şefi )

Ekip Başı Ekip Başı Ekip Başı
Ekip Ekip Ekip
c) Orta büyüklükte yangın : 6-10 ekip tarafından söndürülebilen yangındır. Yangın amirlerine yangın hattı şefi ile ikmal ve yardım plan ve kayıt şefi bağlıdır. Yangın hattı şefine iki kısım şefi, kısım şefine de üç ile daha fazla ekip bağlıdır.
İDARİ ŞEMA ( YANGIN ORGANİZASYONU ) (Orta Büyüklükteki Yangınlarda)
Yangın Amiri ( İşletme Müdürü veya Müdür Yardımcısı )

Yangın Hattı Şefi ( İşletme Müdür Yardımcısı veya İşletme Şefi )

Kısım Şefi ( İşletme şefi ) Kısım Şefi ( İşletme şefi )
Ekip Başı Ekip Başı Ekip Başı Ekip Başı Ekip Başı Ekip Başı
Ekip Ekip Ekip Ekip Ekip Ekip
d) Büyük Yangınlar : Bu yangında söndürme grubu (yangın hattı), ikmal ve yardım grubu, haber alma grubu olmak üzere üç ana grup vardır. 1- Yangın hattı şefine iki veya daha fazla kısım şefi, kısım şefine 3-4 mıntıka şefi, mıntıka şefine 3-4 ekip bağlıdır. Yangın hattı şefi, kısım şefi ve mıntıka teknik eleman olacaktır. 2- İkmal ve yardım şefi; bir teknik eleman bu görevi yüklenecektir. Yangın için gerekli araç ve gereci temin eder. Kamp şefi, ikmal memuru, ambar memuru, motorlu araçlar memuru bulunur. Küçük yangınlarda bu görev tek memur tarafından yürütülecektir. 3- Haber alma şefi; Bir teknik eleman bu görevi yüklenecektir. Plan ve kayıt işlerini idare ede